http://sinemasali.com/wp-admin/admin.php?page=td_theme_panel#

“Sevdiğim kızın yanına piyanoyu kaldırıp götüremezdim; bu yüzden gitar çalmaya başladım.”

Her sanatçının kendine ait bir hikâyesi, başından geçen maceraları ve sanata başlama sebepleri vardır. Tıpkı İlham İsmailov’ da olduğu gibi. Sözlerini yazmadığı ve bestesini yapmadığı eserleri okumayan İlham İsmailov, sanatçının özgün olması gerektiğini savunuyor. Yaşadığı coğrafyanın etkilerini ve milletinin geleneğini eserlerine yansıtan sanatçıyla, Ahıska Türklerinin vatanlarından sürgün edilmelerinin 67.yılı nedeniyle Gazi Üniversitesi’nde verdiği dinleti sonrasında söyleştik. İlham İsmailov, müziğe dolayısıyla sanata başlama sebeplerinden ve diğer Ahıska Türkleri gibi sürgünde geçen hayatından bahsederken önce derin bir nefes alıyor, sonra heyecanla başlıyor anlatmaya…



İlham İsmailov ne zaman dünyaya geldi?

Ben 1987 yılının 29 Kasım günü (o zamanki SSCB’nin) Kuzey Kafkasya bölgesindeki Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nin başkenti Nalçik şehrinde dünyaya geldim. Nalçik, nalcık, küçük nal anlamına gelen, çok güzel, ağacı bol, havası hoş, mimari düzeni yerinde olan 250-300 bin kişilik nüfusa sahip bir kenttir. O şehri çok severim… Hem de çok. Orda doğduğum için değil, orada huzur bulduğum için… Hep düşünürdüm: “Keşke burası Ahıska olsaydı!”. Nalçik’in Ahıska’dan iyi olduğundan değil. Benim Nalçik’te olduğumdan, ama sürekli Ahıska’da olmak istediğimden!



Müziğe ne zaman ve nasıl başladınız?
İlkokul 3. Sınıfa geçmem ile birlikte müzik okuluna başladım. Ağabeyim ile birlikte piyano okuluna gidiyordum. Ben gitar çalmayı sonradan, 14-15 yaşlarımda öğrendim. Piyanoyu beşinci senesinde bıraktım ve gitar öğrenmeye karar verdim. Gitara geçmemin en büyük sebebi de bir kıza âşık olmamdı; çünkü kızın yanına piyanoyu kaldırıp götüremezdim. Bu yüzden gitara başladım ve ilk şarkımı da sevdiğim o kız için besteledim. Bir gün sabah kalktım, arkadaşlarıma çabuk bana kâğıt kalem verin dedim ve şarkı sözlerini yazmaya başladım daha doğrusu yazmışım. İnanın son cümleyi bitirdikten sonra kendime geldim yani ben bile şaşırdım nasıl yazdığıma… Birden ilham geldi (sanırım ismimle ilgili) ve sonra baktım yazmışım işte…

Şarkı söylemenizde sürgündeki bir Ahıska Türk’ü olmanızın etkisi var mı?

Hani derler ya en büyük sevdam vatandır ve seni karşılıksız seven de vatandır. Ben de Ahıska’mı, Ahıska topraklarımı, vatanımı çok seviyorum ve şarkılarımda da elimden geldiği kadar bu sevgimi göstermeye çalışıyorum.

Türkiye’ye ne zaman geldin ve gelirken neler hissettin?

Altı sene önce Türkiye’ye geldim, gelmeden önce birçok sorun çıktı. İlk sene vize alamadım ancak bir sene sonra zar zor aldım. Almasına aldım ama yine başıma kötü bir olay geldi. Babamla hava alanına doğru yola koyulduk. Giderken ansızın her yerden silah sesleri gelmeye başladı, görevli polisler bize geri dönün diye bağırıyorlardı. Biz polislere durumu anlatmaya çalıştık ama yine de izin vermediler. Silah sesleri yavaş yavaş bize doğru yaklaşıyordu ve o gün mecburen eve dönmek zorunda kaldık. Meğerse o gün teröristler polislere saldırmış ve çatışma çıkmış. O gün de gidemedim. Çıkan olaylar sonucu havaalanı üç gün kapalı kaldı. 3. gün babamla hava alanına doğru yola koyulduk. Hava alanına geldik ama bu sefer de pasaport kontrolünden geçerken sorun çıktı. On yedi yaşındaydım ve aile izni olmadan gitme şansım yokmuş. Neyse ki orası Rusya’ydı ve babam kendisinden istenilenleri vererek işi haletti. Türkiye’ye gelmek benim çocukluk hayalimdi. Hep hayal ederdim ne zaman gideceğim ne zaman vatanımızı göreceğim diye. Sonunda zor da olsa vatanıma kavuştum, çok mutluyum.

Yaşadığınız ülkede şarkıcı kimliğinizle sizi tanıyanlar var mı ?

Bir gün arkadaşlarla birlikte parkta şarkı söylüyordum. Bir çocuk geldi, bana, “Gitarını verir misin? Ben de bir şarkı söylemek istiyorum” dedi. Tamam dedim, gitarı verdim. O şarkısını söyledikten sonra gitarımı elime aldım ve bu kez ben söylemeye başladım. Şarkıyı bitirdikten sonra çocuk bana baktı, havalı havalı ”Sen İlham İsmailov ‘u tanıyor musun ?” dedi. O an herkes gülmeye başladı, çocuk, biraz şaşkın biraz da sinirle “Niye gülüyorsunuz anlamadım? “dedi. O şarkıcı benim dediğim an çocuk şaşkına döndü ve gün boyunca yanımdan ayrılmadı.
Yaşadığım şehirde görüntü olarak çok insan tanımıyor ama söylediğim şarkıları birçok insan dinliyor ve biliyor. Yine bir başka olayı anlatayım; babamın eskiden küçük bir marketi vardı. Bir gün iki çocuk telefonda şarkı dinleyerek markete girmiş. Babam da iyice kulak verince sesin tanıdık geldiğini fark etmiş. Çocuklara “Kimin şarkısı o?” diye sormuş. Onlar da “Tanımıyor musun? Nalçik’te çok ünlü biri, adı da İlham” demişler. Babam gülümseyerek “O benim oğlum” deyince çocuklar şaşırmış. O gün babam benden çok gurur duymuş. Tabi ben de çok sevinmiştim.

İleriye dönük hedefleriniz neler?
Benim gözüm yukarılarda değil. Sadece arkadaşlar ve akrabalar arasında söylesem bile yeter. Gerçek sanatçı ünlü olmanın peşinde koşmaz diye düşünüyorum. Ben birçok insanın göremediğini görerek şarkılarımla gösterebildiğim zaman mutlu oluyorum. Bu bana yetiyor…

Sizi sevenlere söylemek istediğiniz?
Öncelikle çok teşekkür ederim beni dinledikleri için, şarkılarımı sevdikleri için. Ne mutlu bana ki, profesyonel şarkıcı olmasam bile sevenlerim, dinleyenlerim var. İnşallah bir gün vatanımda, Ahıskamda şarkı söylemek de nasip olur…

Söyleşi:Ebubekir İznayev

PAYLAŞ
Önceki YazıEymir Gölü
Sonraki YazıAlkışlar Bizim İçindi ve Çok Mutlu Ediciydi
Mert Gözdeoğlu
" Yazacaksınız, yanılgı nerdedir, doğrusu ne olabilir; tartışacağız, iyisini elbirliğiyle araştıracağız. Hadi, hazır mısınız? Ben hazırım, ne eleştirmekten korkarım, ne eleştirilmekten; üstelik o çok sevdiğim kusurumu hâlâ düzeltemedim: Fena halde doğru söylerim!.” Atilla ilhan (1925-2005)