Sovyetler Birliğinde görmük, Cumhuriyetlere ayrı ayrı kurulan kurumlar eliyle geliştirildi, yaygınlaştırıldı. İlk dönemlerden başlayarak halkın eğitimini önceleyen, yönlendirici, yaymaca yönü baskın yapıtlar törütüldü. İkinci Dünya Savaşı yıllarına dek belgeselin öne çıktığı yapımlar, savaş sonrasında imgesel kurmacalara evrildi. Bir yönetim seçimi olarak, gençler önemli kurumlarda eğitildi, yoğun bir çalışmayla yeni bir görmükçüler kuşağı oluşturuldu. Öğrenciler, öğrenim yıllarının sonuna yakın, kendi tasarımlarını çekme, yayınlama olanağı buldu.
Kiev’deki görmük kurumunun, Almanların saldırısından kurtarmak için Aşkabat’a taşınması, Türkmen görmüğünün gelişmesini ivmelendirdi. Araç gereç olanaklarının baylaşması, Alltı karlıyev gibi aydınların bu alana yoğunlaşması, savaş sonrası, görece rahat geçen yıllarda, önemli yapıtların törütülmesini sağladı. Bu birikimin ardından devreye giren, eğitimli, çağın koşulların öğrenmiş genç törütmenler, yerel örgeleri öne çıkaran önemli yapıtlar kurguladı.
İlk Yapıtı Kökleşikler Arasına Girdi
Bu kuşağın öne çıkan yönetmenlerinden Bulat Mansurov, henüz yirmi altı yaşındayken, Türkmen ekininin bir verimi olan “Şükür Bahşı” kurmacasıyla Türkmen görmüğünü, ileri düzeye taşıyanlardan biri oldu.
Bulat Mansurov, 1937 yılının, yedinci ayının, yedinci günü, Türkmenistan’ın Çarcov, şimdiki adıyla Türkmenabat kentinde, Tatar Türk’ü bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Temel eğitiminin ardından, dönemin en önemli kurumu, Sovyet Devlet Sanat ve Bilim Akademisinde, yönetmen Sergey Gerasimov ve oyuncu Tamara Makarova adlarını taşıyan işliklerde yönetmenlik öğrenimini tamamladı.
Nurmurat Sarıhanov’un aynı adlı öyküsünden uyarladığı, “Yarışçı” adıyla da bilinen kurmacada, sazından sözüne çenli Türkmen Türklerinin kılığına ilişkin ne varsa yapıtına katan Bulat Mansurov, Mahdumkulu’ynan Şirazlı Sadi’nin koşuklarını, Nuri Halmemetov tasarımı Türkmen ezgileriyle buluşturdu.

Bulat Mansurov, genç yaşında tasarladığı bu sıra dışı kurguyla, halk ozanı “Şükür Bahşı” özelinde, Türkmen halkının acun anlayışını, tinsel kavrayışını, insancıl davranışını ince ince anlatan, törüt değeri üst düzeye ulaşan bir yapıt ortaya koydu.
İçinden çıkılması zor sorunları, çetin koşullarda bile barışçıl biçimde çözme çabası, kurmacanın temelini; meslek yaşamının henüz başındaki yönetmenin seçimleri ise onun törütmen yolunun izleğini oluşturdu.
Sonraki yıllarda, Gelin, Mankurt, Fragi, Karakum gibi güçlü yapıtlarıyla yönetmen olarak gördüğümüz Hocakulu Narlıyev’in, görüntü yönetmenliğini yaptığı Şükür Bahşı, 1963 yılında izleyiciyle buluştu, çağı geçmeyen kökleşik Türkmen yapıtları arasında yer aldı.
Uyarlama Ustası
Şükür Bahşı’dan yirmi bir yıl sonra, Hocakulu Narlıyev’in, 1984 yılında törüttüğü “Fragi” kurmacasını, Bulat Mansurov, Kılıç Kuliyev’in, “Mahdumkulu” adlı uzun öyküsünden uyarlayarak yazdı.
Türkmenistan’la ilgili yazdığı bir başka yapıtı, 1948 Aşkabat depremiyle ilgili. Murat Aliyev’in iki bölümle kurguladığı “Depremin Çocukları” adlı yapıtta, Bulat Mansurov, yıkıcı olayların az konuşulan yanını öyküledi. Türkmen söyleyişiyle yer titremesi sonrası, geride kalan kimsesiz çocukların acısını vurguladı.

Tüm adıyla Bulat Bahattinoviç Mansurov, ilk kurmacalarını Türkmen yurtlarında geçen öykülerden kurguladı. Yuri Tifonov’un “Öğrenciler” adlı, Karakum içerikli uzun öyküsünden uyarlanan “Susuzluğu Gidermek”; Andrey Platonov’un “Tahir” adlı kısa öyküsü temelinde çekilen, Türkmen ekininde, kadınların hem kırılgan hem de güçlü yönlerini tanımlayan “Gırnak”, Bulat Mansurov’un, doğduğu yurdun ekinini belirginleştiği yapıtlar oldu.
Bulat Mansurov’un tüm kurmacaları, gerek konusu gerekse biçemiyle iz bırakan, unutulmayan, kalıcı yapıtlar oldu. Devlet kuran Kıpçak Türkü Baybars’ı anlattığı kurmacayı iki kez, ilkini 1982, ikincisini 1989 yılında çekti. Günümüzdeki Suriye’den Mısır’a çenli geniş topraklara egemen olan, Moğolları, Haçlıları bozguna uğratan Sultan Baybars’ı Nurmuhan Canturin’in canlandırdığı kurmaca, Bulat Mansurov biçemini yansıtan başka bir önemli yapıtı.

Kazakfilm, Mosfilm kurumlarında da işleyen Bulat Mansurov’un, son kurmacası, Bulgarların kökenlerine dönük söylenceleri öyküleştirdiği “Eski Bulgarların Efsanesi” diye çevrilebilecek uzun, yedi bölümden oluşan, destansı yapıttır.
Türkmenistan’da, Sanat Emekçisi, Rusya’da Halk Sanatçısı, Kazakistan’da Saygı Nişanı sunulan Bulat Mansurov, az sayılabilecek, ancak değeri azımsanamayacak denli görkemli, yirmiye yakın görmüğü kalıt bıraktı.
Yazar, yönetmen, yapımcı Bulat Mansurov, 2011 yılının, üçüncü ayının, on birinci günü acun ömrünü tüketti. Yini, Moskova’da, törütmenlerin, saygın kalıtları olanların sinlerinin bulunduğu, Troyekurovskoye gömütlüğünde, temiz toprağın koynuna yerleştirildi. Allah rahmet eylesin, tini esen olsun.























