ALİYE RONA

Aliye Rona, 1921 yılında, yurdumuzun nerdeyse ortasında, yakınımızda yer alırken, küresel sömürgenlerin işgaliyle, günümüzde, Suriye’nin en güney ucunda, uzağımızda kalan Dera kentinde doğdu.

Aslı Trabzon’dan olan Aliye Rona, babasının Hicaz Demiryolu boyunca gördüğü görevlerden dolayı, Hayfa’da doğan ağabeyi Avni Dilligil’in izinde, Kadıköy Halkevinde başlayan oyunculuğunu, yaşamının sonuna dek sürdürdü.

İlk görmük oyunculuğuna 1947 yılında, Kerim’in Çilesi adlı kurmacayla başlayan Aliye Rona, iki yüzden fazla yapıta, güçlü oyunculuğuyla katkı verdi. Yalın duruşu, arı duru, özlü varlığıyla Türk oyunculuğuna, silinmeyecek değerde bir iz bıraktı.

Metin Erksan’ın, görüngü yapıtı Yılanların Öcü kurmacasında, Irazca Ana’yı canlandırması için yaptığı öneri, onun oyunculuğunun yönünü değiştirdi. O güne dek kentli kadını oynayan Aliye Rona, 1962’den sonra Irazca Ana ile benzeşen güçlü, töreli kadının simgesine dönüştü.

Yaşamından sonra yazılan Bir Aliye Rona Vardı betiğinde, bu töreli buluşma ayrıntılı olarak anlatılır. Metin Erksan, kendisi telefonla Aliye Rona’yı arar, oynamasını istediği tasarısını anlatır, işyerine davet eder. Türk sinemasının iki büyük adının, yönetmen, oyuncu ilişkisinin nasıl olmasınn yanıtını da veren bu saygılı davranışla başlayan süreç, Aliye Rona’nın, oyunculuğunun yeni yönünü belirler.

Eleştirmen Zeynep Yön, düşünbilim izleğindeki değinisinde, “…’yaşlı kadın tini’ ikili anlamda çalışır. Aileyi bir arada tutar, diğer yönden ‘erki’ elinde tutmak isteyen bir kişiliktir. Koruyucu olduğu kadar cezalandırıcıdır da. Irazca Ana, hem yaşlı bilgedir hem de tehlikelidir.” diye görünen oyunculuğun aktardığını betimlerken, bir anlamda Aliye Rona’nın oyun gücünü tanımlar.

Aliye Rona Oyuncudur

Aliye Rona, oyuncudur; çatık kaşlar arasına gizlenmiş iyiliktir, güzelliktir. Akılda kalıcı, keskin görünüşlü yüz hatları, izleyenlerin hem aklına hem gönlüne yer etti. Törüttüğü kişiliklerle, dediğim dedik, dik başlı, baskıcı, direngen, kavgacı oyunlarının ardında uyumlu, iyi yürekli kişiliğin yattığını gösterdi.

Aliye Rona, oyuncudur; öykü neyi gerektiriyorsa, yönetmen neyi görmek istiyorsa o olarak göründü. Oyunun gereğine göre girdiği kimliği, nerede olursa olsun güçlü bir biçimde oynadı, izleyicinin odağına yerleştirmeyi başardı.

Aliye Rona, oyuncudur; ister görmük, ister sınalga, isterse orta oyunu olsun; Aliye Rona için sahne değişikliği, yalnızca öne çıkaracağı oyun için bir ayrımdır. Canlandırdığı kişiliği en etkili yanıyla gösteren, tavırlı, biçemli, kişilik aktaran oyunculuğu değişmeyen, eşi az bulunur bir törütmendir.

Gerçekleşemeyen son isteğinin, “Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ı oynamak” olduğu yazılan büyük Türk oyuncusu Aliye Rona, 1996 yılının, sekizinci ayının yirmi dokuzuncu günü, acundaki ömrünü tüketti. Yini, Karacaahmet Gömütlüğündeki sininde, temiz toprağın şefkatiyle buluşturuldu. Allah rahmet eylesin, tini esen olsun.

BU PAYLAŞIMI YARARLI BULDUNUZ MU?

Yorumunuzu giriniz
Adınızı buraya yazınız