Hocakulu Narlıyev, Hazar kıyısında, günümüzde Türkmenbaşı adıyla bilinen Kızılsu’da (Krasnovodsk), 1937 yılının, Ocak ayının yirmi birinci günü doğan, ünü yurdunu aşan bir Türkmen törütmeni.
Sovyetler Birliğinin savaş sonrası, görece rahat ortamında gelişen Türkmen Sinemasının her aşamasında görev alan Hocakulu Narlıyev, Türkmen görmüklerini Sovyetler Birliği dışına tanıtan, en önemli aydınlardan biri.
Türk Sineması çalıştayı için Ankara’da bulunduğu sırada, Sinemasalı topluluğu yazarlarından Aizaada Nuranova ile yaptığı söyleşide, “Sinema sanatın bir dalı. Sanat dediğiniz insanlarda güzel duygular uyandırmalı. Sanat dediğiniz insanların cebine para koymuyor, insanlara ekmek vermiyor; sanat dediğiniz insanların yüreğini, beynini ve düşüncesini değiştiriyor. Sinema sanatın bir dalı ve en güzeli.” diye özetliyor sinema anlayışını, Hocakulu Narlıyev.
Gerek belgesel, gerekse imgesel yapıtların törütücüsü Hocakulu Narlıyev, yapımın tüm aşamalarına egemen uğraş bilgisiynen, yurdunu yurttaşını önceleyen aydın görgüsüynen, yazarlıktan yönetmenliğe çenli uzanan alanlarda Türkmen görmüklerine katkı verdi.
Eğitimli Gelişimin Etkileri
Gülnara Abikeyeva ile 2001 yılında, Almatı’da yaptığı söyleşide; “50’lerde çok güçlü bir öğrenci hareketi vardı. Kültür Bakanlığı her yıl Moskova okullarına başvurmaları için tam anlamıyla tren vagonları dolusu öğrenci gönderdi. Tüm bu öğrenciler geri döndüğünde, sinema alanında bir büyüme atağı yaşandı. Sonuçlar 60’larda belirginleşti. Her yıl gençler VGIK’ten mezun oluyor ve Türkmen sinemasının ikinci dalgasını inşa etmek için geri dönüyordu. Bu 90’lara kadar devam etti.” Diye özetliyor, o dönemin havasını, yeni başlangıçları tetikleyen devingen ruhunu.
Türkiye’deki sinemaseverler onu, yönetmenliğini üstlendiği, 1988 yılında, Türkmenistan, Türkiye ortaklığıyla çekilen Mankurt kurmacası ile yakından tanıyor. Manas Destanındaki Mankurt ve Közkaman kavramlarını görünür kılan Cengiz Aytmatov’un, sinemaya uyarlanan diğer pek çok öyküsü gibi, Gün Olur Asra Bedel öyküsü de Mankurt adıyla, Hocakulu Narlıyev yorumuyla izleyicilerin ilgisine sunuldu.
İlk Türkmen Kurmacası
Özbek Türk’ü yönetmen Bulat Mansurov’un, 1963 yılında çektiği unutulmaz yapıtı Şükür Bahşı kurmacasının görüntü yönetmenliğini yaptı. Yarışma adıyla da bilinen kurmacada başarısından söz ettiren Hocakulu Narlıyev, Gülnara Abikeyeva ile yaptığı söyleşide; “O dönemde, ilk yüzde yüz Türkmen filmi olan Yarışma yaratıldı. Bulat Mansurov yönetti. Bu film yaygın olarak gösterildi ve birçok ödül aldı. Cengiz Aytmatov bu film hakkında şunları yazdı: ‘Kılıçları sabana çeviren müzik…’ Her şey yerli yerine oturuyordu.” diye aktardığı durum, özünün de yararlandığı, dönemin sinema eğitimine verilen önemdi.
Hocakulu Narlıyev, meslek eğitimini, Sovyetlerin, Moskova’daki en önemli sinema okulu VGIK’te aldı. Kısa yazılışı VGIK olan Sovyet Birliği Sinema Enstitüsü, dünyanın ilk sinema okulu olma özelliğiyle sinema kuramlarının uygulayımı ve sinema sanatının gelişimine çok büyük katkıları olan üretken bir okuldu.
Hocakulu Narlıyev, bu saygın kurumun, B.I Volçek işliğini bitirdikten, Türkmen Türklerinin söyleyişiyle “gurtardıktan son”, pek çok belgesel ve imgesel yapımın görüntü yönetmenliğini üstlendi.
Görüntü yönetmenliği, oyunculuk, senaryo yazarlığı, yapımcılık ve yönetmenlik, Hocakulu Narlıyev’in, çok yönlü sinemacılığının göstergeleri.
Bir Başyapıt: Gelin
Sovyetler Birliği döneminde, 1971 yılında yönetmenliğini yaptığı Gelin kurmacası, Hocakulu Narlıyev’in, yüksek sanat anlayışını ortaya koyan önemli yapıtlarından biri. Türkmen Türklerinin geleneğinden, tinsel yapılarından derin izler taşıyan Gelin, etkisi Sovyet sınırlarını aşan, tüm insanlığın ortak değeri olmuş bir kurmaca.
Sinemayı yalnızca görünüm olmaktan çıkaran, ona ruh veren yaklaşımıyla Hocakulu Narlıyev, tüm zamanların en ilgi gören yapıtlarından olan Gelin için, Aizaada Nuranova ile Ankara’da yaptığı söyleşide; “Bizim, kurmacada göstermek istediğimiz; sevginin gerçek hayatta da olması. Kurmacadaki baş kahraman Oğulkeyik’in eşi 2. Dünya savaşına gidiyor ve dönmüyor. Genç kadın, onun bir gün mutlaka geri döneceğine inanıyor ve kayınbabasıyla birlikte o günü bekliyor. Onların hayatlarını işledim filmde. Filmde vefalı olmak işleniyor. Türkmen gelenek göreneklerinde vefalı olmak var. Günlük hayatımızda çoğu insanlar sözde seviyorum diyorlar ama uygulamada sevgi yok. Gerçek insan sevgisini hem sözel hem de eylemiyle göstermeli. Gelin kurmacasına hem Türkmen sinemasında hem de uluslararası sinema alanında pek çok ödüller verildi; filmle ilgili güzel makaleler yazıldı. İzleyenler biz Türkmen halkını bu yapıtla tanıdık dediler. Her sanat bunu insanlara söyletmeli. O zaman sanatın anlamı oluyor.” sözleriyle niçin sinema gerekli sorusuna da yanıt veriyor.

Gelin kurmacasında Oğulgeyik’i canladıran Maya Gözel Aymedova, Hocakulu Narlıyev’in evdeşi, üç çocuğunun annesi. Türkmen Türklerinin Türkan Şoray’ı tanımıyla belli edilebilecek Maya Gözel Aymedova, Hocakulu Narlıyev’in oyuncu kardeşi Hocadurdu Narlıyev gibi Türkmen sinemasının bilinen yapıtlarında baş oyuncu olarak sıkça yer alan, sevilen bir sanatçı.
Türkmenistan’ın en önemli sinema yapıtlarında katkısı olan Hocakulu Narlıyev, yönetmenliğini yaptığı Denize Düşen Adam, Gelin, Kadın Ata Bindiğinde, Hayır De!, Cemal’in Bağı, Karakum: Gölgede 45˚C, Mahdumkulu, Mankurt kurmacalarıyla bilinmekle beraber, otuza yakın senaryonun da yazarı.























