UZUN YOLDAŞLIĞIN BAŞLANGICI
“Cengiz Han’ın İlk Koruması”, ilginç bir birleşimin uyarlaması. Uyarlamaya temel alınan kaynaklardan biri İsay Kalistratoviç Kalaşnikov’un, “Cengiz Han’ın İlk Nökeri” adlı öyküsü.
Öbürü ise Rus yazınındaki gelmiş-geçmiş en uzun yapıt olan “Timuçin”. Buryat yazar Aleksey Gatapov’un beş betikten oluşan “Timuçin” adlı yapıtının ikinci öyküsü, “Moğolların Gizli Geçmişi” adını taşıyor.
Kurmaca, yazarın “Moğolların Gizli Geçmişi” ile “Zalim Yüzyıl” adlı öykülerinden esinle oluşturulmuş. İki yazarın üç öyküsünden töretilen uyarlamayı, yapımın ortak yönetmenliğini üstlenen Sayan Jambalov ile Erdeni Jaltsanov yazmış.
Timuçin ile Borçu’nun İlk Karşılaşması
Uğrular bir gece, genç Timuçin’in atlarını çalarlar. Timuçin, uğruların bıraktığı izlerin ardından giderek sürüsünü aramaya koyulur. Üçüncü gün, babasının yılkılarına bakan Borçu ile karşılaşır. Yönetmen, bu karşılaşmayı, bozkır geleneğini gösteren işlem basamaklarına uygun sırayla izleyiciye aktarıyor.
Borçu, “ger” diye adlandırılan, öbür Türk boylarında “bozüy” de denilen yurdunun önünde, geleni ayakta karşılıyor, konuğunu buyur ediyor; Timuçin yurda yönelirken, Borçu onun atını kazığa bağlıyor. Timuçin yönü güneye dönük otağ kapısından eğilerek giriyor, tam karşıdaki tör denilen konuk yerine oturuyor. Geleneksi karşılama konuşmaları eşliğinde Borçu, konuğuna önce sütlü, tereyağlı çayı sunuyor; et kazanını, otağın ortasında, tüynüğün altında, ocakta yanan oda yakınlaştırıyor. Konuğu çayını yudumlarken, Borçu atın yanına çıkıyor. Bu sürede atın teri soğumuştur; kolanı çözer, eğerini alır, atın erinçle dinlenmesini sağlar. Döner gelir, odun üstünde kaynayan eti bir kaba alır; bıçağıyla bir parça keser, odun hakkını verir; ikinci parçayı ağzına atar, yer, yutar. En sonunda kaptaki yemeği konuğuna sunar.
Geçerli görmük kurallarını uygulamada, eksiklikleri, yanlışları görülen yönetmen, geleneksi yaşamın göstergelerini vurgulamada çok başarılı. Küçücük bir oyunla, tüm davranışların derin anlamlarının toplandığı söylenceyi, kolayca izlettiriyor. Kurmaca boyunca kimliği yansıtan bu türden ayrıntıları, ustaca yerleştiriyor; halk biliminin, söylence biliminin alanına giren pek çok bilgiyi aktarıyor.
Hanlık Yolunda Yoldaşlık
Timuçin’in anlattıklarını dinleyen Borçu, ona yardım eder; atları aramaya birlikte giderler. Öykü bundan kelli baylaşır; Timuçin’den Cengiz Hanlığa uzanan yolda, Borçu, ulu hakanın yoldaşı olur.
Bir sıralamaya göre, bozkır egemenliğinde üçgenin tepe noktası “Han/Kaan” yeridir. İkinci sırada “Nogaylar” ile “Baturlar”; üçüncü sırada “Nökerler” bulunur. Tabanı ise kalabalık “Erat” oluşturur. Bu düzene göre Borçu, nöker denilen, tepeyle taban arasındaki geçişkenliği sağlayan koruyucular arasındadır.
Hunların dağılmasıyla öne çıkan Göktürkler, Avarlar, Uygurlar gibi Moğollar da öbür Türk boyları ile benzeş dili, ortak ekini yaşayan bir topluluk. Nöker (nökür), Moğolcada yakın arkadaş, yoldaş anlamında; “nökü” kökünden türemiş bir sözcük. Yardımcı, alplerin yanından ayrılmayan silahdaş gibi türevlenen “nöker”, Türkçeden Farsçaya da geçen öz Türkçe sözlerden biri.
Sergey Bodrov’un Arif Aliyev’le yazdığı, 2007 yılında çektiği Moğol adıyla da bilinen görüngü yapıt Cengiz Han kurmacasından bir yıl önce gösterime giren “Cengiz Han’ın İlk Nökeri”, “Moğol”dan farklı bir anlatıyı içeriyor. Timuçin ile Borçu arasındaki yoldaşlığa odaklanan yapım, bu köklü dayanışmanın oluşumunu Buryatların yorumuyla aktarıyor.
En Uzun Yapıt
Görmük denli ilginç olan, yapımın esin kaynağı olan betik dizisi. Buryat Devlet Üniversitesi’ndeki bir uzmanlar kurulu, “Timuçin” adlı yapıtın uzunluğunun, boşluklarla birlikte 3,8 milyon imi aştığını belirlemiş.
Beş betikten oluşan yapıt, Yaşar Kemal’in dört betiklik “İnce Mehmet” dizisine yaklaşmış; “İnce Mehmet”, yaklaşık 4,5 milyon im. Lev Tolstoy’un “Savaş ve Barış” ile Mihail Şolohov’un “Durgun Akardı Don” adlı yapıtları ise yaklaşık 2,9 milyon imle “Timuçin”in gerisinde bulunuyorlar.
Adı: Cengiz Han’ın İlk Koruması
Özgün Adı: Первый Нукер Чингис Хана
Yönetmen: Sayan Jambalov, Erdeni Jaltsanov
Öykü: İsay Kalistratoviç Kalaşnikov (Zalim Yüzyıl, Moğolların Gizli Geçmişi), Alesey Gatapov (Cengiz Han’ın İlk Koruması)
Uyarlama: Sayan Jambalov, Erdeni Jaltsanov
Görüntü: Mihail Petrov, Maksim Beliy,
Kurgu: Anton Şapovalov
Ezgi: Badamgaravın Narambaatar
Oyuncular: Tsınge Lomboyev (Boorçu), Bayarto Endonov (Timuçin), Tsiden Bazaroviç Tsirendorjiev (Nagu Bayan), Nadejda Munkonova (Selmeg), Bato Tsidenov (Tev Tengri: Kam)
Uygulayıcı Yönetmen: Aleksandır Sokolov
Yapım Tasarım: Elena Galkina
Ses: Cengiz Batmayev
Giyim Kuşam: Yelena Domidova
Süslem: Yelena Domidova
Bezek: Sergey Tumunov
Donatı: Bulat Şamanov
Yapımcı: P. A. Şaplin, Y. İ. Tarmayev, M. A. Badanov, V. P. Markov
Yapım: Urga Film Şirketi, Hunnufilm
Süre: 72′
Yapım: 2006 – Buryat Özerk Cumhuriyeti
BU BETİNDE GEÇEN GÜZEL SÖZLER
Görüngü: Herhangi bir özelliğiyle ilgi çeken, kitleleri etkileme gücü olan kimse veya nesne; olgu, fenomen.
İm: Bir anlam yükletilen ve bir şeyi bildirmeye, anlatmaya yarayan biçim, anlamlı iz; bel; gösterge (I)
Betik, günce, bilgisayar vb.nde kullanılan bel türü; harf, noktalama işaretleri. (II)
Kelli: Çıkma durumundaki sözlerin ardı sıra geldiğinde birbirine bağladığı iki yargıdan birincisini zorlayıcı bir sebep olarak gösteren bir söz: “Sen meram ettikten kelli, tekeden süt çıkarırım, ağam! diyordu.” – Musa Cevat Şakir Kabaağaç (I)
Anlatımda zaman geçişini, yeni bir sürecin başladığını, oluş sırasını anlatan bir söz; sonra, şimdiden sonra. (II)
Nöker (nökür): Yoldaş, arkadaş, bir önderin en yakınındakiler. ((Moğolcadan Türkçeye, Türkçeden Farsçaya geçmiş öz Türkçe söz. Kökeni “nökü”; yanına gelmek, yamamak, eklemek.)
Törütmek: Anlak, düşünce, imgelem gücünden yararlanarak o ana dek görülmeyen yeni bir nen ortaya koymak, yapmak, yaratmak.
Uğru: Başkasının malını çalan kimse; hırsız: “Şehrin en korkunç uğruları, katilleri buradan dışarı çıkamaz.” – Salâh Birsel
Uğrulamak: Başkasının malını gizlice almak; çalmak, tüydürmek, hırsızlamak, kaldırmak: “Çünkü atını uğruladığı Gök Türkler işin farkına vararak ardına düşmüşler, arada uzun, yıpratıcı ve heyecanlı kovalamacalar olmuştu.” – Hüseyin Nihal Atsız
























