Nezahat Bayram’ın çığırdığı “Şu Uzun Geçenin Gecesi Olsam”, bir Çorum türküsüdür.

Türkülerde sıkça işlenen sevgi, özlem ve ayrılık duyguları bu türküde de öne çıkmakla birlikte, sözlerin taşıdığı anlam ağıt biçimiyle dışa yansımaktadır.

Türkünün ilk dizesinde “geçe”, “gece” sözleri, kimileyin yanlış söyleyişle aynıymış gibi görünmesine karşın, aslında, “geçe” ile yer, “gece” ile zaman betimlemesi yapılmaktadır.

Nurettin Sarısözen’in derleme çalışmalarıyla günümüze ulaşan bu Çorum türküsü, ekinek kalıtın önemli bir parçasıdır. Gerek sözleri gerekse ezgisiyle Türklerin duygusal derinliğini ve Türk ezgilerinin güçlü anlatım gücünü ortaya koymaktadır.

Bu Çorum türküsünde, yüzlerce yıldır Türk ekininin ana taşıyıcısı olan halkın sözcüsü, anlatının aktarıcısı Niyazi Biçerel olmuştur. Cumhuriyet’le başlayan, ulusun değerlerini öne çıkaran anlayışla yürütülen derleme çalışmalarına öncülük eden Nurettin Sarısözen, kaynak kişi Niyazi Biçerel’den aldığı ezgiynen sözlerini belgelemiş, ulusun gelecek kuşaklarının belleğine ulaştırmıştır.

Şu Uzun Geçenin Gecesi Olsam

Şu uzun geçenin gecesi olsam
Sılada bir evin bacası olsam
Dediler ki nazlı yârin pek hasta
Başında okuyan hocası olsam

Kâtipler oturmuş yazıya bakmaz
Herkes sevdiğini dilden bırakmaz
Hey Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz
Gönül defterinden sildin mi beni

Evlerinin önü üç ağaç çınar
Dillerim tutuşur yüreğim yanar
Herkes sevdiğine böyle mi yanar
Anam anam hangi derdime yanam

Geçe: Karşılıklı iki yandan her biri, yaka; Suyun öteki geçesi.

– SÖZLÜK –

BU PAYLAŞIMI YARARLI BULDUNUZ MU?

Yorumunuzu giriniz
Adınızı buraya yazınız