“YETİŞİR Mİ Kİ, KAVUŞUR MU Kİ?”

Sayat, Türkmeneli’nin Lebap bölgesinde bulunan küçük bir ilçedir. Adı “Sayatlı Hemra Destanı” ile anılır. Kaynağı halk olan bu Türkmen destanında, “Hemra” adlı gencin, beşik kertmesi “Selviniyaz” ile sonradan gönlünün düştüğü han kızı “Sayat” arasında geçen sıra dışı evlilik öyküsü  anlatılır.

“Yetişir mi ki” adlı aydım, destanı oluşturan koşuklardan birisidir. Sovyet döneminde törütülmüş, ilk kadın ozanın yaşamını öyküleyen “Makamların Gizemi” kurmacasında, Amanbibi Velimuradova’nın seslendirdiği bu ezgi, o günden beri “Karkara’nın Türküsü” adıyla anılıyor.

Telli Turna

Başında sorgucu olan turnalara, Türkçenin doğu kollarında “karkara” deniliyor. Türkmenlerde doğayla iç içe yaşamın getirdiği baylıkla, kimi çiçeklernen, meyve, hayvan adları kişi adı olarak sıkça kullanılıyor. Elmadan selviye, köşekten, üzüme çenli pek çok ilginç Türkmen adları gibi karkara da, turnaların güzel, yepelek görünümünü çağrıştıran yanıyla kız çocuklarına verilen bir ad.

Üç Türkmen

Destanın üç kişisinden bir olan Sayat’ın, Hemra’nın beşik kertmesi Selvinaz’a yönelik yaktığı sözleri, Altı Karlıyev’in yönettiği görmük için düzenleyen Nuri Halmamedov, Türkmenlerin o günden beri dillerinden düşürmediği türküyü “Karkara’nın Türküsü” olarak belleklere yerleştirmeyi sağladı. Türkmen halkının “Sayatlı Hemra Destanı”nı yıllar boyu yaşattıkları gibi aynı yapıtla birbirinin yeteneklerini tamamlayan üç törütmen, Altı Karlıyev, Nuri Halmamedov, Amanbibi Velimuradova, destandan törüttükleri bu aydımı ölümsüzlüğe taşıdılar.

Yetişir mi ki

Bir dua eyleyin uluslar, iller
Benim âhım yâra yetişirmi ki
Kavuşur mu ki

Mağripten maşrıka yeten erenler
Âşık mâşukuna kavuşur mu ki

Benim gönlüm kaygıylan gamlarda
Yar yardan ayrılıp gezer yerlerde
İki peri yoldaş olup bir yerde
Birbirinin kadrini bilişir mi ki

Yârinden ayrılan garip kekiller
Yine kahkaha atıp gülüşür mü ki

Ýetişermikän

Bir doga eýläňiz uluslar iller
Meniň ahym ýara ýetişermikän
Gavuşurmykän

Magrupdan-Maşryga ýeten erenler
Aşyk magşugyna ýetişermikän

Meniň köňlüm gussa bilen gamlarda
Ýar ýardan aýrylyp, gezer ýerlerde
Iki peri hemdem bolup bir ýerde
Bir-biriniň gadryn bilişermikän

Ýerinden aýrylan garyp käkiller
Ýene kah-kah urup, gülüşermikän

BU BETİNDE GEÇEN GÜZEL SÖZLER

Aydım: Sözü halk koşuğu olan, halk ezgileriyle düzenlenmiş duyguynan düşünce anlatımının, Türkmenlerdeki yaygın biçimi; türkü, yır, ezgi, şarkı.
Aydım aytmak: Türkü çığırmak, yırlamak.
Âşık: Birbirini seven bir çiftten kadına oranla genellikle erkeğe verilen ad.
Bay:Parası, malı çok olan; zengin, varlıklı, varsıl, yokluksuz, variyetli, fakir, yoksul karşıtı: Öksüz büyür, yoksul bayır – Kahranmamaraş (I)
Yararlı veya kendisinden beklenilen, istenilen nitelikleri çok olan. (II)
Bibi: Türk söylencelerinde tini korunmuş, saygıdeğer kadın, babanın kız kardeşi; hala.
Çenli: Büyüklüğünde, genişliğinde, ölçüsünde; dek, denli, kadar.
Çığırmak: Yüksek sesle şarkı, türkü söylemek; çağırmak: “Nerde olsa savaşımız / Türk’üz türkü çığırırız” – Âşık Veysel
Görmük: Tüm yazın türlerindeki oyunlaştırılmış yapıtları gösterim sanatı.(I)
Gösterim için yazılmış oyunların tümü; tiyatro, film. (II)
İl: Bir halkın egemen olduğu, üzerinde yaşadığı, ekinini oluşturduğu toprak parçası; el, yurt, vatan: Türk yurduna Türkiye denir.
Mâşuk: Sevilen, âşık olunan erkek: “Biz sevdik, âşık olduk; sevildik, maşuk olduk.” – Yunus Emre
Törütmek: Anlak, düşünce, imgelem gücünden yararlanarak o ana dek görülmeyen yeni bir nen ortaya koymak, yapmak, yaratmak.
Törütmen: Güzel törütlerin herhangi bir dalında yaratıcılığı olan, yapıt veren kimse; törüteri, törütçü, sanat adamı, sanat eri, sanatkâr, törüt adamı, sanatçı.
Ulus: Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, geçmiş, duygu, ülkü, gelenek, görenek birliği olan adam topluluğu; Budun, halk, millet. “Doğrulup gürlüyorsun yeryüzünde yeniden / Her silkinen, kalkınan, kurtulan ulusla sen” – Behçet Kemal Çağlar
Yepelek: İnce yapılı; narin, nazlı, nazenin.

 – SÖZLÜK –