Kurgu, Gerçek ve Miras
Altın Palmiye ödülünün 2025 yılı kazananı İran’lı yönetmen Cafar Panahi, kendisini baş kahraman olarak canlandırdığı 2022 yapımı “Ayı Yok” filminde, bir üst kurmaca anlatı yapısı kurar. Filmde yönetmen İran’ın Türkiye sınırındaki bir Azeri köyünde konaklarken, sınırın ötesinden, Türkiye’de kaçak olarak Avrupa’ya geçmeye çalışan bir çiftin hikayesini kablosuz bağlantı aracılığıyla yönetir. Bu film, yönetmenin kendini canlandırdığı ilk film değil. İran hükumetinin kendisine verdiği yirmi yıllık film yasağı sonrasında çektiği indirgemeci filmlerin birçoğunda yönetmen, kendini film içinde konumlandırarak toplumun sorunlarını birinci ağızdan irdeler.
Gerçek ile kurgu arasındaki sınırların soluklaştığı bu üst-kurmaca yapısını hem yönetmen Cafar Panahi’nin öbür filmlerinde hem de özellikle onun da ustası olan Abbas Kiyarüstemi’nin filmlerinde rastlarız. Bu iki yönetmenin birbiriyle ilişkisi ise Panahi’nin yardımcı yönetmenliğini yaptığı, Kiyarüstemi’nin filmi “Zeytin Ağaçları Altında”ya (1994) dayanır. Kiyarüstemi’nin ondan önceki filmi “Ve Yaşam Sürüyor”un (1992) çekimlerinden sahne arkası bir ilişkiyi öyküsünün merkezine alır, ve yine deprem sonrası toplum yaşantısına ayna tutar. Kiyarüstemi’nin insancıl yaklaşımı büyülü manzaralarıyla donanmış filminde kendisine yine yer bulur. Fakat “Ayı Yok” filminde ve hemen hemen her filmlerinde, Kiyarüstemi’nin senaristliği üstlendiği filmleri dahil, Kiyarüstemi’nin anlatı biçiminden uzaklaşmaya çalışır. Panahi kendini, ustası gibi, yargılamayan bir gözlemci olarak konumlandırmaz. Kahramanları karşılaştıkları sınırlamalara karşı devamlı bir mücadele içindedir.

Görünmez Sınırlar ve Korku
Sınırların, siyasi eylemci kişiliği öne çıkan Panahi’nin filmlerde tekrarlayan bir örüntü olduğunu görmek pek mümkün. “Çember” (2000) filmindeki kadın kahramanın film boyu karşılaştığı kapılar, “Ofsayt” (2006) filminde futbol maçına girmesi engellenen kadınların sahanın dışında tutulduğu demirlikler, ev hapsindeyken çektiği “Bu Bir Film Değil” (2011) filmindeki dört duvar, “Taksi Tahran” (2015) filmindeki araba camları, “Görünmez Kaza” (2025) filmindeki kahramanların ahlaki çizgileri buna örnek olabilir. “Ayı Yok” filminde ise bu örüntü katlanarak anlatının odağı haline geliyor. “Ayı Yok” ismi ise köylülerin insanları sınırda tutmak amacıyla korkutmak için anlattığı hikayelerden geliyor. Sınırlamaların içselleştirmiş korku ile toplumu denetim altında tutmasına gönderme yapıyor.
Panahi’nin köyden yönettiği film, Türkiye’de sahte pasaportlarının hazırlanmasını bekleyen bir çifti anlatıyor. Filmin çekim görüntülerine erişimi, kablosuz bir bağlantının kalitesiyle sınırlanması ile açılıyor perde. Panahi çekim alanına etki etmekte zorlanınca ekibindeki insanlar, sınırda güç sahibi olan insan kaçakçılarıyla iletişime geçiyor ve Panahi’yi sınıra kadar getiriyor. Yardımcısı; sınır polisinin bölgedeki etkisizliğini, kendilerini birçok adamın gözlediğini ve bu sınırdan izinsiz geçmeye çalışan insanların öldürüldüğünü anlattığında Panahi üzerine bastığı sınırdan irkilerek geri çekiliyor. Son yılları sınırlamalar ve güçlüklerle geçen Panahi’nin kolay ve gayri meşru yolu seçmekteki tereddüttü filmi tam olarak başlatan nokta oluyor.

Gerçeğin Peşindeki Yönetmen
Filmi izlerken gerçeği görüntülemeye takık bir yönetmeni izlediğimizi fark ediyoruz. Uzaktan yönettiği filmdeki oyuncuların hikayesini gerçek zamanlı olarak çekiyor. İran’daki geçmiş yaşamını arkada bırakmak isteyen çiftin kaçak yolculuğunu destekleyerek hikayeleştiriyor.
Konakladığı köyde de elinde gezdirdiği makinesiyle yerel halkı ve köy yaşantısını fotoğraflayan Panahi’nin fotoğrafını çektiği iddia edilen yasaklı bir aşk ortalığı karıştırıyor. Fotoğraftaki genç kadının göbek bağı, geleneklere göre çocukken bir başkasıyla kesilmiş olunca, Panahi, bu söz konusu fotoğrafı çekmediğini kanıtlamak ve yemin etmek üzere gittiği köy meclisinde, yeminini ederken kamerasını çıkarıyor ve konuya dair kendi fikirlerini de konuşmasına karıştırıyor.

Köyde saygı duyulan, okumuş ve seçkin birisi olarak görülen, misafirperverlikle yaklaşılan Panahi, köy halkına uyum sağlamakta zorlanıyor ve huzuru korumak için yalan söylüyor. İşler ters gittiğinde ise istenmeyen yabancı durumuna düşüyor. Ayrıcalıklı ve çok bilmiş şehirli seçkinleri kendisi aracılığıyla yansıtıyor. Gerçeği yakalamaya çalışan ve insanların acılarından sanat uğruna faydalanan film yapımcılarına, pekâlâ kendisine, eleştiride bulunuyor. Bu özeleştirinin ölçeğinin oldukça sert olduğunu düşünüyorum ama Panahi filmleriyle amaçladığı toplumsal çözümlere uzak kalması sebebiyle yaşadığı hüzün ve utancı izleyiciye hissettirmeyi başarıyor.
Hapishaneden Altın Palmiye’ye
“Ayı Yok” filminin çekimleri tamamlandıktan sonra Temmuz 2022’de hükümeti eleştirdikleri gerekçesiyle tutuklanan yönetmen dostları Muhammet Rasulov (Mohammad Rasoulof) ve Mustafa Aliahmet (Mostafa Aleahmad) tutuklandı. Panahi de onların durumlarını sorgulamak için savcıyla görüşmeye gittiğinde tutuklandı ve 2010’dan kalma daha önce uygulamaya geçmemiş altı yıllık hapis cezası işleme kondu. Panahi tutukluluğu süresinde Venedik Film Festivali’nde Özel Jüri Ödülü’nü kazandı ve aylar sonra açlık eylemine başladı. Eylemin ikinci gününde uluslararası yoğun tepki üzerine kefaletle serbest bırakıldı.

Panahi, İran, hatta dünya sinemasında, toplumsal gerçekçiliğin en önemli isimlerinden biri. Kariyerinin her aşamasında ustası Kiyarüstemi’den etkilendiği söylenebilir, hatta öykülerini anlamak için benzer teknikler kullanırlar, üst kurmaca yapıları veya taksinin içinde bir film çekme gibi. Ama Kiyarüstemi kahramanlarının kişisel sorunlarını irdeler ve bu koşulda ruhlarını adeta soyup özenle giydirerek insanın evrensel yaşantısına ışık tutar. Panahi ise ustasına zıt bir şekilde kahramanlarını toplumla yoğurur, onları başkaları ile çatışma içinde yaşatır. Sinemasını değişim umuduyla yapar. “Ayı Yok” filminde kendi yöntemlerini sorguladığı ve sinema dilini olgunlaştırma arayışında olduğunu görürüz. Bunun en önemli göstergesinin son filmi “Görünmez Kaza” olduğunu düşünüyorum. Son hapishane sürecinde duyduğu hikayelerden etkilenerek kaleme aldığı filmini, kendisi kadar destek bulup serbest bırakılmayan isimsiz mahkumlara adadığını söylemiştir. Cafar Panahi bu filmde başardığı kusursuz anlatımla büyük beğeni görerek Altın Palmiye ödülünü de kazandı. Ustası Kiyarüstemi’den ayrı düştüğü anlatım çizgisinde, bu kez kendini arındırdığını ve bir ölçüde geri tutarak daha barışık bir film yaptığını düşünüyorum. Eserinin ödül sürecinden sonra tekrar hükümete karşı eylem ile suçlanarak bir yıl cezaya çarptırılması sonucu ülkesine döndü. Günümüzde Panahi’nin dava süreci hem de İran Sineması yasa dışı savaş ve işgalci hava saldırıları sonucu durma noktasına geldi.
İran hükumetine karşı yapılan yabancı bir müdahaleye İran Bağımsız Film Yapımcıları Birliği gibi göçmen yönetmen toplulukları, başlangıçta destek çıkmış olsa da Panahi ve bir takım yönetmen ise her türlü değişimin halkın kendi iradesinden çıkması gerektiğini savunmaktadır. Bununla birlikte işgalci devletlerinin sorunun İran halkının huzuru olmadığı da başından beri açıktır.
Ayı Yok – 2022 / Ses: Mert Taktak

























