Bir Filim, Bir Bakış; Fahrenhayt 451

Ray Bradbury’nin 1953 tarihli karaülkü türündeki bilimkurgu romanından, beyaz perdeye uyarlanmış; 1966 Birleşik Krallık-Fransa ortak yapımı olan filim, Fransız yönetmen François Truffaut tarafından çekilmiş. Senaryoyu da Truffaut ile birlikte Jean-Louis Ricard hazırlamış. Filim, İngiltere’de uluslararası bir kadro ile İngilizce çekilmiş. Ülkemizde, 1968 yılında “Değişen Dünyanın İnsanları” adı ile ilk kez gösterilmiş.

Filim gelecek zamanda, bilinmeyen bir ülkede geçiyor. Filimin başlangıcında bile bir belirsizlik var; jenerikte olması gereken yazılı tanıtım yok. Sesli olarak söyleniyor. İlk kare, ilk şok. Neden yok diye anlamaya çalışırken, filim ilerleyince, durumu çözüyorum. Kitap okumuyorlar, gazetelerinde bile yazı yok. Eeee neden jenerikte yazı olsun?

fahrenheit 451
Fahrenhayt 451 – 1966

Müzik rahatsız edici şeçilmiş; diken üzerinde oturuyorum. İtfaiye arabasının üstünde ve kıyafetlerinin yakasında 451 yazıyor. 451 ne demek? Düşünmeye başladım ki konuşmada bu izleyiciye açıklandı. “451 Fahrenhayt”, kitapların tutuşmaya başladığı alt sınır sıcaklıkmış.

Hükümet; insanların okuduğu, öğrendiği ve hayal kurduğu sürece yetkeye karşı gelebileceğini düşünmüş olmalı ki rahat edebilmek amacıyla kitap okumayı yasaklamış. Hatta yazmayı da bir şekilde en aza indirmiş. Gazetelerde bile yalnızca resimler var. “Okursanız mutsuz olursunuz” diye de bir özdeyiş geliştirmiş. Hükümetin televizyon kanalı var; istediği her şeyi bu kanal sayesinde vatandaşlarına duyuruyor ve yönlendiriyor. Kimi haplarla da halkı uyuşturmaya başlamış.

Evler son derece güzel, gelişmiş yapılar; yanmayacak şekilde tasarlanmış, her odada televizyon ve telefon var. İtfaiye teşkilatı aldığı ihbarları değerlendirerek kitapları imha ediyor. Bu konuda o kadar acımasız davranıyorlar ki çocuk görmüş, insan ölmüş önemli değil. Yeterki kitaplar yok olsun. Hatta baş itfaiye yöneticisi bundan garip bir zevk alıyor gibi geldi bana. Sanırım o yüzden de filmin sonunda kahramanımız tarafından öldürüldü. Kim bilir?

Fahrenheit - 451
Fahrenhayt – 451 – 1966 / Cyril Cusack

Buna direnen, direnmeye çalışan “yasadışı” bir topluluk da var tabii ki. Bunlar diğerlerinden farklı. Çoğu eski tip evlerde oturuyor, televizyon seyretmiyor, hap kullanmıyor. “Kitap İnsan” adı altında birleşmişler. Her biri bir kitabı ezberlemiş. O kitap adıyla anılıyorlar. Kendi adlarından vazgeçmişler. Ezberledikleri kitapları yakıyorlar. Özgür oldukları gün yeniden basılacağını umuyorlar. Kent dışında, çok zor koşullarda yaşıyorlar. Öleceğini anlayan, yeni kuşağa ezberletiyor kitabını; öyle ölüyor.

Kadın oyuncu Julie Christie, filimde iki zıt kişilikle karşımıza çıktı. İlki, itfaiyeci Montag’ın hükümet taraftarı karısı olarak; sürekli televizyon seyrediyordu ve hap kullanıyordu. Kocasının kitap okumasına karşıydı ve filmin sonunda da onu ihbar etti. Öteki ise İtfaiyeci Montag’ın gözünün açılmasını sağlayan, kitap okumaya teşvik eden kişiydi. Hatta “Kitap İnsanlar” ile tanışmasını, onlara katılmasını sağladı. İkisi arasında da seviyeli bir aşk yaşandı.

Fahrenhayt 451 – 1966 / Oskar Verner , Julie Christie

Filmin başından sonuna dek, düzene uymuş insanların, ne denli soğuk, duygusuz, tek düze olduklarını gördüm. Kitap okuyanlar insanca duygular taşıyor ancak onların üzerinde de büyük bir baskı var; korkulu bakıyorlar, ürkekler.

Öykünün yazarı Bradbury, “Fahrenhayt 451” ile ilgili olarak yapıtın; “totaliter hükümetlerin sansürünü eleştiren bir yapıt olmadığını, televizyonun gelecekte toplumun hayâl gücünü ve okuma becerisini yok edeceğinin bir öngörüsü olduğunu”, önemle belirtmiş.

Görsel basının ve iletişim araçlarının çocuklar üzerinde ki olumsuz etkisini düşünüyorum bir eğitimci olarak. Öğrencilerimin çok az okumasından, internet ve bilgisayar oyunu bağımlısı olmalarından, televizyona çok zaman ayırmalarından rahatsız olmuyor muyum?

İşte bu filimde, bunu yıllar önce öngören ve toplumu bu konuda uyarmaya çalışanların çabası var.
Başarılı olmuşlar mı?
Perde…

BU PAYLAŞIMI YARARLI BULDUNUZ MU?

Yorumunuzu giriniz
Adınızı buraya yazınız