SON VEDA

Orijinal adı “Okurubito” (Gidişler) olan ve ülkemizde “Son Veda” adıyla gösterilen, 2008 yapımı Japon filminin yönetmeni Yojiro Takita… Film, 2009’daki 81. Akademi ödüllerinde “en iyi yabancı film” dalında Oskar almış ve kendi ülkesinde (Japonya) o yılın en yüksek gişe hasılatını elde etmiş. 130 dakika uzunluğa sahip filmin senaryosu Kundo Koyama’ya, müzikleri Joe Hisaishi’ye ait.

Konusu şöyle: Tokyo’da bir orkestrada çello çalan Daigo Kobayaşi (Masahiro Motoki), orkestranın lağvedilmesiyle işsiz kalınca, eşini de ikna ederek taşradaki memleketine taşınır. Burada, iki yıl önce vefat eden annesinin kendisine bıraktığı ve aynı zamanda kafe olarak da işletilen eve yerleşir. Fakat bir işe ihtiyacı vardır ve bir gazetedeki ilan üzerine iş görüşmesine gider. Bu işyerini bir seyahat acentası sanmaktadır. Hemen işe kabul edilir ve hatta hemen eline avans da tutuşturulur. Orada gerçekte ne iş yapacağını daha sonra öğrenecektir. Bu iş, “Huzurlu gidişlere yardım işi”dir; yani, ölen insanları “öbür tarafa” yollamadan önce hazırlamaktır.

son veda filmiMaaşı dolgundur ve işe ihtiyacı vardır; gönülsüz de olsa işe başlar ve ne iş yaptığını da karısı Mika’dan (Ryoko Hirosue) saklar. Karısı onun gerçekten de bir seyahat acentasında çalıştığını sanmaktadır. Daigo’nun ilk işi, patronu (yani ustası) Sasaki’ye (Tsutomu Yamazaki) konu mankenliği yapmak olacaktır. Ölüyü öbür tarafa hazırlama töreni ve ritüellerini ele alan bir belgeselde ölü rolünü o oynar ve bu tören videoya çekilir. Gerçek anlamda ilk ölü hazırlama işi ise onun için tam bir “yıkım” olur. Günlerce beklemiş ve artık çürümeye başlamış bir cesetle karşılaşır ilk işinde. Sürekli istifra eder.

Günler geçer, yavaş yavaş bu işe alışır; ustasını izler ve sanatı kapar. Fakat bir gün karısı, çekilen o videoyu televizyonda görür ve onun ne iş yaptığını anlar. Karısı ondan bu işi bırakmasını yoksa babasının evine gideceğini söyler. Kocasının kendisine dokunmasını dahi istemez; “Mundar ellerinle bana dokunma” der. Daigo bu işten vazgeçmeyeceğini söyleyince karısı evi terk eder. Çocukluk arkadaşı Tsuyako (Kazuko Yoshiyuki) da ondan bu işi bırakmasını ve daha “haysiyetli” bir iş bulmasını ister. Bir süre sonra karısı, hamile olduğunu öğrenince tekrar döner; yine kocasından bu işi bırakmasını ister. Diego artık direnemez ve işi bırakmak istediğini patronuna söyler.

O sırada arkadaşının (kasabanın hamamını da işleten) annesi ölür ve onu öbür tarafa gönderme törenini Daigo yapar. Bu töreni arkadaşıyla birlikte karısı Mika da izler. Tören öylesine güzel ve hüzünlü olur ki, karısı da, hanımı da Daigo’nun yaptığı bu işe saygı duyarlar.

okuribito
Son Veda – 2008 Masahiro Motoki, Ryoko Hirosue

Daigo’nun öbür tarafa huzurlu göndermek için hazırlayacağı biri daha vardır; o da, annesini terk edip gittiği için nefret ettiği ve uzun yıllardır görmediği babasıdır. Babası ölmüş ve kasabaya getirilmiştir. Tabutlama esnasında babasının elinden küçük bir taş düşer. Bu, daha çocukken babasına verdiği “mektup taş”tır. Babasının hâlâ onu sakladığını öğrenmesi, onun babasına olan duygularını tamamen değiştirir.
Birazcık uzun tuttuğum filmin konusu, görüleceği üzere basit, tekdüze ve fakat bir o kadar da ilginç; özellikle de Japonlara özgü bu “öbür tarafa huzurlu gönderme” törenine aşina olmayanlar için… Japonlar bu ameliyeye “nokanşi”, tabutlayıcı diyorlar. Yüzyıllar öncesine dayalı bu tören, son zamanlarda unutulmaya ya da tavsamaya yüz tutmuş. Ölüleri “öbür tarafa” gönderme işi şimdilerde hastanelerde çarçabuk yoldan yapılıyormuş. Yine de bu tören az da olsa (ve hatta turistlere gösteri şeklinde) yapılıyormuş. Şu da var ki, (filmde Mika’nın, kocasının “mundar” ellerinden kaçmasında da vurgulandığı gibi) bu “tabutlama”, yani ölüyü öbür tarafa hazırlama işini yapanlar Japonya’da oldum olası pek sevilmemişler, uzak durulması gereken insanlar olarak görülmüşler. Öyle ki, bu işi yapanlar, genelde yalnız ve gözden ırak yaşayanlarmış.
“Son Veda” için iki kelimelik şöyle bir tanımlama yapalım: “Basit fakat etkili!” Filmin basitliği, içinde öyle alışageldiğimiz kimi kurgusal ögelerin az olması, hatta hiç olmaması. Nedir bu ögeler? Aksiyon, macera, gerilim, heyecan, entrika, kavga, patırtı, gürültü, silah, efekt vs. yok… Filmi seyretmemiş birine, “filmde bu unsurlar yok” dediğinizde, o kişinin “öyleyse sıkıcıdır” önyargısıyla uzak duracağı kaçınılmazdır. Fakat, konusuyla, kurgusuyla ve odaklayıcı akışıyla öyle ilginç bir film ki, iki saat on dakikanın nasıl geçtiğini bile anlayamıyorsunuz. Hiç merak uyandırıcı beklentiler sunmamasına (ve hatta sonunun nasıl biteceğini tahmin etmenize) karşın ilginiz azalmaksızın filme odaklanıyorsunuz.

Filmin etkililiği ise, insanda oluşturduğu duygular ve bıraktığı tortulardan kaynaklanıyor. Bunun da sebebi, şüphesiz ki filmin konusu… “Ölüm” ve “ölü” odaklı bir film olduğu ve sinema perdesinde ya da ekranlarda ölüme ve ölülere böylesi bir açıdan yaklaşılan başka örnekler de pek olmadığı için, “Son Veda”da gördüklerimiz, öğrendiklerimiz ve hissettiklerimiz haliyle bizi etkiliyor. Yarım saat sonra yakılıp kül haline gelecek bir cesedi, saatler süren bir ritüeller zinciriyle güzelleştirmek, süslemek, temizlemek en anlama geliyor? O ölü bedeni incitmeden, sarsmadan, özene bezene, saygıda kusur etmeyecek şekilde güzelleştirerek tabuta yerleştirmenin; ardından ölünün yakınlarının tabuta yaklaşarak duygularını dile getirmesinin esbab-ı mucibesi ne?

son veda - okuribito 2008
Son Veda – 2008 / Masahiro Motoki, Tsutomu Yamazaki

Her şeyden önce, bu dünyadan artık göçüp gitmiş bir faninin o cansız bedenine gösterilen ihtimam ve saygı ile, o insanın öbür tarafa “huzurlu” şekilde gideceği inancı ve umudu söz konusu. Sağ oldukları süreçte belki de huzursuz, mutsuz, üzgün olan insanların en azından son yolculuklarına (ölüleri yakan görevlinin dediği gibi, “kapı”dan geçişleri esnasında) güzel bir görüntüye sahip ve böylece mutlu olacakları anlayışı var. Öte yandan, geride kalanlar için de, o makyajla güzelleştirilen ölü, duyguların dile getirilmesi için bir fırsat (ya da vasıta)… “Sağlığında bile karım bu denli güzel olmamıştı” diyerek tabutlayıcıya defalarca teşekkür eden adamın duygusunda olduğu gibi, öbür törenlerde de benzer şekilde, ölünün yakınları ölüden af diliyor, özür diliyor, onu sevdiğini dile getiriyor, ağlıyor, ayrılığın acısını o anda hissediyor; kısacası, sağlığında yapmadığı ya da yapamadığını o tabutun kenarında yapıyor. Geçmişle yüzleşme, hesaplaşma, (ve bizim tabirimizle helalleşme) işte o güzelleştirilmiş, süslenmiş cesedin başında yapılıyor… Kimi sağlığında sevdiğini söyleyemediği annesine sevdiğini söylüyor; kimi, yıllarca nefret ettiği babasını affedip aslında onu ne denli çok sevdiğini itiraf ediyor… Başka bir ifadeyle, “ölü”, yaşayanlara tabut başında bir nevi ders veriyor; kalp gözlerini açıyor.

“Son Veda”, hayat ve ölüm gibi, insanoğlunun iki temel ve kaçınılmaz gerçekliği üzerine kurgulanmış, sarsıcı ve sorgulatıcı bir film… Hayatın anlamını doğrudan değil, ölüm ve ölü üzerinden dolaylı şekilde soran, sorduran, düşündürten ve fakat bütün bunları kesinlikle seyredeni rahatsız etmeden, dayatmadan, huzursuz etmeden yapan bir film…
İnsanların mesleki tercihleri konusunda da önemli vurgular var filmde. Çok sevdiği müzisyenlikten ayrılmak ve “mide bulandırıcı” bir işte çalışmak zorunda kalan bir çellocunun, başlangıçtaki tedirginliği ve mutsuzluğu; ilerleyen zamanda ise o mesleği sevmesi ve mutlu olması… Üstelik ölüyü hazırlama işine alıştıktan sonra huzur içinde çello da çalabilmesi… Bazen, baştan planlamadığınız ve aklınıza bile gelmeyecek bir işte çalışmak zorunda kalsanız dahi sonradan o işi de sevebilmeniz… Yaptığınız o işle, başkalarını da mutlu ettiğinizi görmeniz… (Filmden bir görünüm: İlk işinde midesi bulandığı için sofrada et görünce kusan kahramanımız, işe alıştıktan sonraki bir sahnede tavuk butlarını iştahla yiyor)…

Japon sinemasına özgü şekilde kamera açılarıyla fazla oynamadan tiyatrovari görüntüler eşliğinde ve dinlendirici müzikleriyle, özellikle ölüyü öbür tarafa hazırlama töreni sahnesindeki göz alıcı ışıklandırmasıyla, mizah ile dram oranını dozunda kullanmasıyla, “kaliteli” bir yapımın bütün özelliklerini taşıyan “Son Veda”, mutlaka seyredilmesi gereken harika bir film.

BU PAYLAŞIMI YARARLI BULDUNUZ MU?

Yorumunuzu giriniz
Adınızı buraya yazınız