SAMİ SOYKIRIMLARI İZİNDE
Egemen güçlerin yol vermesiyle birbiri ardına Sami soykırımlarını öyküleyen yapımlar gösterime girmeye başladı. İskandinavya’da işlenen insanlık suçları, “zülfü yare dokunmadan”, seksenli yılların sonunda beri, yedinci törüt alanına yansıtılmaya başlandı.
Soykırımın devletin değil de kişlerin eliyle işlendiğini öne çıkaran yaklaşım, aslında bir aklanma girişimi. Birleşmiş Milletler’in, 9 Aralık 1948 gününden geçerli olan Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesine göre soykırım suçları ile cezaları belirlenmiştir. Ancak bu sözleşme, sözleşmeyi hazırlayan egemenlerin dokunulmazlığını sağlayan bir örtü olmaktan öteye geçememiştir. Devlet, halk, birey üçgenindeki olayların ana sorumlusunu aklayan, suçu bireyselleştiren, halkı yatıştıran bir yaklaşımı, öbür sömürgen devletlerde olduğu gibi İsveç’in, Norveç’in de kurmaca görmüklerinde görebiliyoruz.
YOL GÖSTERİCİ – 1987

Bu konudaki ilk örnek, Norveçli Sami kökenli yönetmen Nils Gaup’un, 1987 yılında Sami diliyle özgün adı “Ofelaš” olan, Türkçeye “Yol Gösterici” adıyla çevrilen, içeriği temel alan yaklaşımla “Genç Önder” diye çevirebileceğimiz kurmacası. Geçmişte yaşanılanların bir bölümünü, yedinci törütün içtenliğiyle aktaran önemli bir yapıt.
GUOVDAGEAİNNU AYAKLANMASI – 2008

Aynı yönetmenin, 2008 yılında kurguladığı, yine Sami diliyle “Guovdageainnu stuimmit” denilen “Guovdageainnu Ayaklanması” ya da bölgenin adının anlamıyla “Dargeçit’in Kurtuluşu”, Norveç devletine karşı Samilerin bağımsızlık savaşımını, bir başka çığlığı aktaran kurmaca.
SAMİ KANI – 2016

Nils Gaup gibi Sami kökenli İsveçli yönetmen Amanda Kernell’in, 2016 yılındaki “Sami Kanı”, bu bağlamdaki üçüncü, soykırımın izleri taşıyan kurmaca.

























